İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun başkanlığında İlimizde 16 ilin Vali, İl Emniyet Müdürleri ve İl Jandarma Komutanlarının katılımıyla "Bölge Güvenlik Toplantısı” gerçekleştirildi.

 

Toplantıya Bakan Soylu’nun yanı sıra Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Müsteşar Yardımcısı İsmail Çataklı, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mardin, Muş, Osmaniye, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa, Tunceli, Valilileri, Bölge Jandarma Komutanları, İl Jandarma Komutanları ve İl Emniyet Müdürleri katıldı.

 

Düzenlenen toplantıda katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Vali Güzeloğlu şunları söyledi: “Saygı değer Bakanım, Sayın Jandarma Genel Komutanım, Sayın Emniyet Genel Müdürüm, çok değerli valilerimiz, illerimizden teşrif eden Jandarma Komutanlarımız ve Emniyet Müdürlerimiz, bakanlığımızın seçkin mensupları ve sevgili basın mensupları;

 

Sayın Bakanımızın başkanlığında bölge güvenlik toplantısı perspektifinde, başta saygıdeğer Bakanım olmak üzere sizin gibi değerli bir heyeti Diyarbakır'da ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Hepinizi şahsım ve tüm Diyarbakırlılar adına sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Kadim ve aziz şehrimiz hem Diyarbakır’da hem de Türkiye'de olduğu gibi sağlanan huzur ve güvenli ortamda yapacağımız bu toplantının gerek ilimizin, gerek ülkemizin güvenlik ve geleceğine çok önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu perspektiften yola çıkarak bu mücadelenin ilk günden itibaren taşıyıcısı Saygıdeğer Bakanımıza içtenlikle sağladığı imkânlar, güvenlik adına sunduğu destekler ve bizlere olan güvenleri için içtenlikle teşekkür ediyorum. Tekrardan başta Sayın Bakanım olmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Diyarbakır’a hoş geldiniz diyorum” dedi.

 

 

 

 

Vali Güzeloğlu’nun konuşmasının ardından Bakan Soylu katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi:” Yoğun bir güvenlik gündemimiz olmasına rağmen başımıza gelen bu hadise esasen yönetim noktasında birçok konuda Türkiye'nin yeni bir yol haritası çizmesine ve yeni stratejiler geliştirmesine yol açmıştır. Kamunun içine yuvalanmış bu örgütle mücadele etmenin hem de özellikle terörün tamamen bitirmeye yönelik yeni bir güvenlik konseptine hep birlikte adım attık. Özellikle, PKK, KCK ve DEAŞ gibi örgütlerle mücadele ederken bu yeni dönemde tehlikeli oluşumu yerinde önleme anlayışla hareket etmeye başladık ve bunu hep birlikte başardık. Türkiye bunu başardı. Yine önemli bir değişim olarak olay sonrası operasyon stratejisinden kesintisiz operasyon stratejisine geçtik. Yapılan bir eylemden sonra suçun failinin yakalamaya çalışma şeklindeydi. Şehirde, günlük hayatta, kriminal suçlarda bu doğru bir anlayıştır ama küresel terör örgütlerini bitirme noktasında bunun bir sonuç vermediği apaçık ortadadır. Özellikle sokak eylemleri sonrasında bu stratejiyi tamamen terk ettik. Örgütün kendisi bir suç makinesi, terör eylemleri, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı yapıyor, bunun için organize gruplar ve yığınaklar var. Öyleyse bu örgütün tamamını bütün unsurlarıyla her yerden aralıksız takip etmek bizim temel görevimizdir. İşte bu yaklaşımla mücadele konseptimizi şekillendirdik. En önemli meselelerden birisi bunların lojistik desteklemelerine operasyonlar gerçekleştirmekti.

 

Güvenlik kuvvetlerimiz çok başarılı bir sonuç almıştır. Çünkü bu hainler asıl faaliyetlerini merkezi olarak burada yürütmektedirler. O alanlarda yaşıyorlar, eylem planlıyorlar ve eylem hazırlıklarını buralarda yürütüyorlar. Bomba imal ediyorlar. İlkbahar operasyonlarımızdan sonbaharda operasyon sayımız daha arttı. Ele geçirilen mühimmat, patlayıcı, silah sayısında azalma oldu. Çünkü bir önceki operasyon lojistik kanalları üzerinde etkili olmuştu ve örgütün desteğini önemli ölçüde akamete uğratmıştık. Geçen yıldan bu zaman kadar lojistik ve eylem kabiliyetleri bütüncül olarak hedeflenerek uyguladığımız bu strateji, örgütü hem terörist sayısı hem de malzeme olarak çökertmiştir.

 

Son birkaç aydır bir taraftan istihbaratımız, bir taraftan güvenlik kuvvetlerimizin tamamı el birliğiyle gerek kırmızı listeden etkisiz hale getirdiğimiz, gerek yeşil, gri, mavi, beyaz listelerden etkisiz hale getirdiklerimiz de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla gerçekleşen bu operasyonlarda ne kadar kararlı olduğunu ve örgüt için artık hiçbir çıkış noktası olmadığını buradaki arkadaşlarımızın ortaya koyduğu kararlılıkla bir kez daha milletimize ortaya koyduk. 2016 yılında 686 olarak değerlendirilen örgüte katılım sayısı 2017'de yaklaşık 150 olmuştur. 2018 için de şu ana kadar toplam rakam 38'dir. Teslim olan terörist sayısı bunun katbekat üstündedir. Tüm ortaya konulan, hükümetin, güvenlik kuvvetlerimizin, sosyal kuruluşların, ekonomik politikaların, temel stratejilerin uygulaması esas itibariyle terör örgütlerinin lojistiğinin kesilmesine yönelik bir adımdır. Bunda da sonuç itibariyle özellikle örgüte katılımların rakamı ve sayısı önemlidir. Burada da büyük bir başarı olduğu apaçık ortadadır. Hele Afrin süreci, Zeytin Dalı Harekâtı’nda örgüt sabahtan akşama kadar katılın çağrısı yapmış, milletimizden herhangi bir destek bulamamıştır. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, hükümetimizin ve milletimizin iradesinin ortaya koymuş olduğu kararlığının en önemli sonuçlarından bir tanesidir. 2017 başında yurt içinde bin 835 ve bin 935 olarak değerlendirilen terörist sayısı yılsonuna kadar yüzde 40 azalma göstererek bin 104 ve bin 200 bandına çekilmiştir.

 

Ama sakın gevşeklik göstermeyiniz. Biz emniyet genel müdürümüz, müsteşarımız dün gecenin yarısına kadar istihbarat birimindeki arkadaşlarımızla oturduk, hep beraber bütün birimlerde bir değerlendirme yaptık. Rehavet, teröristten daha büyük bir düşmanımızdır. Çıkarttığımız sonuç bu çünkü etrafımızdaki coğrafya ve karşı karşıya kaldığımız riskler rehavete müsaade etmektedir. Rutin en büyük düşmanımızdır. Biz rutine uyduğumuz andan, itibaren bir alışkanlık haline getirdiğimiz andan itibaren biliniz ki Allah muhafaza bir büyük maliyetle karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü bu konuda terör örgütleri kendilerine eylem yaratır. Biz dağda, şehirde, sınırlarımızda eylem kabiliyetlerini daralttığımız sürece milletimizin huzuru artacaktır.

 

Biz bir hattın müdafisi değiliz. Ülkemiz içerisindeki bütün sahtı bir şekilde güvenlik altında tutmak zorundayız. Bin tane eylem engelleriz, Allah göstermesin bir tanesini kaçırırız bu eylem canımızı yakar. Bu yüzden fotoğrafı pembe görüp rehavete kapılmamak lazım. Bu anlattığım gelişimle stratejik değişikliğin önemi kadar teknik ve personel imkân ve kabiliyet arttırmanın da büyük rolü olmuştur. Bundan sonra arttırmanın da daha büyük rolü olacaktır. Bizim için çarpan kuvvettir, üstünlüktür ve bu üstünlüğümüzü sahada göstermektir. Amanoslar'da geçmiş dönemdeki klasik mücadele tarzından başka bize imkân vermiyordu. Sonrasında foto kapanlardan, insansız hava araçlarına kadar, korucuların sayısının arttırılmasına kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da hangi harekât tarzını benimsediysek Amanoslar'da da aynı mücadele tarzının dizayn edilmesi ve özellikle teknik kabiliyetlerinin yükseltilmesi ile son 4 ya da 5 günde 29'un üzerinde terörist etkisiz hale getirildi.

 

Teknolojik üstünlük, özellikle jandarmamızın, polisimizin, korucumuzun, sahil güvenlik teşkilatımızın birbiriyle entegrasyonu ve koordinasyonu bizi en yüksek başarı noktasına getirdi. İnşallah bunu daha yükselterek devam edeceğiz. Terörü tamamen tasfiye etmek için inşa ettiğimiz bu sistem, ekipman ve personel yönetimi değişikliği yapmamızı zaruri hale getirdi. Personel konusunda jandarma ve polis özel harekât alımlarına hız verdiğimiz gibi korucular üzerinde yaptığımız iyileştirmeler yeni alımlarla etkili oldu. Dedik ki koruculardan astsubay ve subay yapacağız. Dediler ki nasıl olacak, bin 40'ını yaptık değil mi? Şimdi bin 300'e yakın bir alım daha gerçekleştiriyoruz. Arkadaşlarımız seçmelerini tamamladılar. İnşallah bu rakamı 5 bine kadar çıkarma hedefimiz söz konusu. Bunun birçok faydası ve güvenlik sistemimize de birçok katkısı var. Korucularımızın yaş ortalaması 42'ydi, 18 bin 480 korucuyu çok iyi şartlarda emekli ettik. 21 bin 716 korucu alarak ortalama yaşı 32'ye düşürdük. Şimdi aynı sistemi bir daha yapacağız. Emekli olmak isteyen korucuları aynı şartlarla emekli edip yerlerine yeni korucularla tahkim edeceğiz ”dedi.