Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen "Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi", 2 Şubat 1971 tarihinde İran’ın Ramsar kentinde imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalandığı 02 Şubat tarihi, sulak alanların korunmasının önemine kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 1997 yılından bu yana “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlanmaktadır.

Derinlikleri genelde 6 metreye kadar olan sığ göl, lagün, deltalar, korunaklı kıyılar, nehirler, göletler ve su dolaşımına sınırlı olan bölgeler sulak alanlar olarak nitelendirilir. Sulak alanlar, yerli ve kıtadan kıtaya göç eden milyonlarca göçmen kuşun okyanusları aşmadan önce yumurtlama, yavru çıkarma, mevsimlik yaşama yerleri olduğu için, çevre bilimiyle ilgili son derece önemli habitat alanlarıdır. Sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilen sulak alanlar, doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle yeryüzünün en önemli ekosistemleridir. Sulak alanlar, yeraltı sularını besleyerek veya boşaltarak, taban suyunu dengeleyerek, sel sularını depolayarak, taşkınları kontrol ederek, kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek bölgenin su rejimini düzenlerler. Bulundukları yörede nem oranını yükselterek, başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinde olumlu etki yaparlar. Sulak alanlar dünyanın tabii zenginlik müzeleridir. Sulak alanlarımızın korunması ve turizm merkezi haline getirilmesi bakanlığımızın öncelikli çalışmaları arasında yer almaktadır.

Sulak Alanları Koruma İlkeleri

Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması esastır. Sulak alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınır. Sulak alanların akılcı kullanımı ile uyumlu, korunmalarına ve geliştirilmelerine katkı sağlayacak faaliyetler desteklenir ve teşvik edilir. Ekolojik karakteri bozulmuş sulak alanların rehabilitasyonu sağlanır. Kurutulmuş sulak alanların teknik ve ekonomik olarak uygun olanlarının geri kazanımı için gerekli tedbirler alınır. Sulak alanlarda Bakanlığın uygun görüşü alınmadan; nadir, endemik, nesli tehlikede veya tehlikeye düşebilecek doğal bitki türleri kesilemez ve sökülemez, yabani hayvanlar, yumurtaları ve yavruları toplanamaz, yuvaları bozulamaz. Sulak alanlara ve sulak alanları besleyen tüm sulara veya sisteme bağlantılı kuru derelere hiçbir surette arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular verilemez. Çöp, moloz, hafriyat, dip tarama ve proses artığı çamurları dökülemez.

Diyarbakır’ın başlıca sulak alanları olarak Dicle ve Fırat Nehirleri, Batman Çayı’nın Diyarbakır il sınırları içinde kalan kıyıları, Kulp, Sarım, Sinek ve Ambar benzeri çaylar, Dicle, Kralkızı, Karakaya ve Batman Barajı gibi baraj göllerinin ilimiz sınırları içinde kalan kısımları, Devegeçidi, Göksu, Beşpınar, Ortaviran ve Gözegöl gibi yapay göletler sayılabilir.

Şube Müdürlüğümüz olarak Diyarbakır’ın sulak alanlarının korunması ve biyolojik çeşitliliğin devamı konusunda her türlü denetim, belgelendirme ve gerekli durumlarda idari yaptırım işlemleri titizlikle yürütülmektedir.

Ayrıca tüm bunlara ek olarak 2018 yılında İlimiz Bismil İlçesi sınırları içerisinde bulunan Ziyaret Gölü’nü sulak alan olarak ilan etmek üzere Şube Müdürlüğümüzce çalışmalara başlanmıştır.

Sulak alanlarımızın korunması ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle bir kez daha toplumun her kesiminden sulak alanların korunması konusunda en yüksek hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma gayretiyle, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nü kutlar, yeni ve güzel başlangıçlara vesile olmasını dilerim.