Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Eğitim Yönetimi Semineri programına katılarak başarılı olan okul müdürlerine sertifikalarını takdim etti.

                           

Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen 103 okul müdürünün katılımıyla gerçekleşen seminerin sertifika törenine Vali Güzeloğlu’nun yansıra; ilimizin üst düzey yöneticileri, kurum müdürleri, kursu bitiren okul müdürleri katıldı.

 

Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Yapılan konuşmaların ardından katılımcı okul müdürlerine hitap eden Vali Güzeloğlu şunları söyledi; “Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüğümüzün değerli Şube Müdürü 15 Temmuz gazimiz, kahramanımız, değerli kardeşimiz, il ve ilçe milli eğitim müdürlerim ve aziz Diyarbakır’da bir haftadır ağırladığımız cennet ülkemizin her bir köşesinden gelen çok değerli okul müdürlerimiz; öncelikle hepinize hayırlı günler diliyorum.

 

Bugün gerçekten çok özel bir gün. Değerli kardeşim genel müdürümüzün bizleri ziyaretinde paylaştığı perspektifte hem Diyarbakır’la buluşmanızdan hem de benim için çok anlamlı olduğuna inandığım bir eğitim programı sonrasında en azından bu buluşmanın gereği noktasındaki düşüncelerimi ifade etmek noktasında böyle bir fırsatı verdiği için de Cenabı Allah’a hamd ediyorum.

 

Diyarbakır’da bir haftaya yakın sürede sizlerin güzel ağırlanmış olmasından ve değerli hocamın da sizin adınıza bunu ifade etmesinden büyük bir mutluluk duyuyorum. Şüphesiz böyle bir buluşmanın Diyarbakır’a taşınmasında en büyük katkıyı veren Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz Beyefendi’ye değerli genel müdürlerimize ve bakanlığımızın tüm yetkililerine içtenlikle teşekkür ediyorum.

Diyarbakır’a çoğunuzun ilk defa geldiğini söylediler ama eminim ilk defa gelenler için bu son olmayacak. Çünkü Diyarbakır bırakın bizi insanlık tarihinin, bilenen bütün insanlık geçmişinin çok özel bir kenti, bir şehri, bir merkezi. Bazı kentler etki açısından bilinen sınırlarının çok ötesinde etkileme gücüne, yönlendirme ve şüphesiz belirleme derinliğine sahiptir. Tıpkı insanlar gibi maddi varlıklarının ve bilinen etki alanlarının çok ötesinde insanları etkileyen yönlendiren ve onlarla birlikte bir anlamda onları değiştiren bireyler olduğu gibi şüphesiz şehir de yaşayan bir organizma olarak böyle bir güce sahiptir. Ama her şeye böyle bir derinliğe ve zenginliğe de çok sahip değildir. Diyarbakır bugün yapılan arkeolojik kazılarla, elde edilen bilgilerle tüm insanlık tarihinin medeniyet gelişiminin ve hazırlayıcısı bir merkezin adıdır. Bereketli hilal dediğimiz Dicle’nin kardeşi Fırat’ın ve bunun ikisinin arasındaki o Mezopotamya havzasının din, kültür, ilim, medeniyet ve irfan başlıklarında tanımladığınız bütün gelişim ve değişim süreçlerinin taşıyıcı merkezidir. 10500 yıla varan bir tespitle Diyarbakır’da Körtik Tepe’nin hemen yanı başımızdaki Şanlıurfa’da yine aynı tarihlere eşitlenen Göbekli Tepe’nin arkeolojinin bugüne kadar tespitlerinin çok daha ötesine ulaşan ve belki de insanlık tarihini yeniden yazmayı gerektiren bir derinliğe ve bir uzak geçmişe uzandığı açıktır. Şüphesiz bu tespitlerin sonrasında da bunu tamamlayan bir dizi ve bu gelişim ile bugüne kadar gelen değerlendirmeler vardır. Diyarbakır bereketli Dicle’nin eteklerinde Anadolu’nun Ortadoğu’ya açılan stratejik ve lojistik geçişinde her dem ve dönem çok önemli ve belirleyen bir kent olmuştur.

Stratejik öneminde her dönemde, bugün ve gelecekte de izlenilen belik buna göre gelişmeleri belirleyen ve etkileyen bir şehir olmuştur. Bugün Diyarbakır Surları dediğimiz ayakta kalan ve insanlık tarihinin en eskilerine şehadet eden surlar içerisindeki İçkale ve Sur hayatı çok özel bir alan ve şüphesiz dokunulduğunda sizlere ve bütün insanlığa çok şeyler katan bir merkez olmuştur.   Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir kent ve bir kimlik oluşmuştur. Şüphesiz bu büyük değerlerin bileşkesi de insanlığın ortak değerlini geliştirmiştir. Bugün insanlığın muhtaç olduğu, aradığı ve en fazla şüphesiz ki eksikliğini hissettiği bütün değerlerin, hoşgörünün, kardeşliğin, birliğin, beraberliğin, birlikte yaşamanın, ötekileştirmeden birbiriyle ortak bir zemin ve düzlemde buluşmanın olduğu bir şehirdir. Tüm bunlar Diyarbakır’ı anlatmak adına sizlere anlatacağımız zenginliklerdir. Bütün bu birikim bu 11000 yıllık geçmiş ve görkemli derinlik insanına başta ama taşına, toprağına, sofrasına, adetlerine, hayatına da yansımıştır. Bir bilgelik, bir erdem, bir derinlik, bir zenginlik.  Stratejik olarak ve siyasi olarak her dönemin en önemli kenti yaşadığı döneme göre kimi zaman merkezi. Eti’den Akad’tan Hurri’den Mitanni’den geldiğimiz en son Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar çok stratejik ve belirleyici bir kent. Şüphesiz bunun yanında bütün bu birikimler ilimin, edebiyatın, sanatında güçlenmesini sağlamıştır. Çok gerilere gidersek verilen isimler belki yankılanmaya bilir ama Cumhuriyet tarihimizin, bilinen yakın geçmişimizin isimlerine bile bakarsanız üstat Sezai Karakoç’a, Cahit Sıtkı Tarancı’ya, Süleyman Nazif’e, Ziya Gökalp’e, Ahmet Arif’e edebiyat alnında. Musikiye Celal Güzelses’e Türk Halk Müziği’nin hazırlayıcısı adeta kaynak kişisine. Bilimde En yakın dönemde Ali Emir-i den Cezeri’ye kadar robotik teknolojiyi koyan sizin mesleki alandaki kendi alanınızdaki az aktardığımız Müslüman kimliğinin zirvesi olan bilim insanlarına kadar ve tabii 639 bu büyüklükle gelen Diyarbakır tam 639 da islamla şerefleniyor. Hz. Halife Ömer r.a nın hilafetinde ilk fethedilen Anadolu da islamla şereflenen şehir oluyor. ve Diyarbakır o tarihten bu yana bir İslam şehri 639 dan bu yana Ulucami’ye gittiniz eminim Ulu Cami Anadolu’nun islamla şereflenip ihyası sonrasında açılan ilk ulu mabet dört mesebin ibadet ettiği, içinde medrese ve kütüphanesinin de bulunduğu ve o günden bugüne Kur'an'ın ezan ve bayrak ile bütünleşmiş bir ibadet merkezimiz. Habibi Neccar Camii biliyorsunuz hemen aynı tarihlerde Habibi Neccar Camiside tarihlenir ama Antakya'nın, Hatay'ın hemen yani başındaki Urfa'nın 639 sonrasında İslam dışına çıkan yönetim dönemleri de olmuştur. Haçlı Seferleri Haçlı kontlukları vs. ama Diyarbakır ama o günden bugüne İslam kalan, İslam'la bugüne gelen bir şehirdir. Tabii gittiniz ifade edildi peygamber makamları, sırf İçkalede fetih sırasında şehadete eren 27 sahabe makamları hak aşığı, Allah dostları, değerli arkadaşlar Diyarbakır Sayın Cumhurbaşkanımızın 2017 Nisan ayında Diyarbakır konuşmasında irat ettiği gibi Türkiye'nin birlik ve beraberliğini ve birlikte yürüyüşünün mührüdür. Bu derinlikleri ve zenginlikleri açısından da ihanet örgütü PKK'nın ve diğer bütün işbirliklerinin hedefidir. Çünkü böylesi bir kenti, böylesi bir büyük derinlik ve zenginliği, biraz önce değerli hocanın ifade ettiği gibi böylesi bir algıya dönüştürürseniz zaten siz algılar üzerinden Diyarbakır’ı ve birlikte yaşama irademizin en büyük tehdidi olursunuz. Bu buluşmaları çok önemli bulduğum için ve sizlerin de Her Birinizin rol modeli olduğunu bildiğim için döndüğünüzde Her nereden gelmiş bu cennet vatanın hangi köşesinde görev yapıyorsanız yapın hem insani, hem vicdani, hem de hukuki en önemli sorumluluğunuz Diyarbakır’ı doğru anlatmanız olacaktır. Çok uzun yıllar bu oluşturan algının altında bu büyük zenginlik ve gerçek örtülmüş, gizlenmiş ve yanlış aks ettirilmiştir. Şüphesiz bugünkü hayat hepimizin değerlendirmeleri algıya dayanıyor. Algı yönetimi çok önemli bir husus ve hususiyet arz ediyor. Bu algıları eğer yönetemezseniz önyargılara dönüşüyor ve bu önyargıların sonrasında da yanlış hükümler, yanlış değerlendirmeler ve eksik bilgilerle bir kanaat gelişiyor ve maalesef kökleşiyor, yerleşiyor.  Einstein’nın ne kadar doğrudur bilinmez ama öz doğrudur ‘Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur’ işte bu noktada bu buluşmaların çok hayati bir önemi var sizler aydın ve aydınlatan olarak döndüğünüzde eğitim camiasında yönetenler olarak, öğrencilerinize, meslektaşlarımıza, dostlarınıza ailenize, Diyarbakır’ı anlatın. Bu kentin, bu aziz kentin, bu kadim kentin, insan sevgisi ile buluşan insana dokunan, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, tarihin geçmişlerine yolculuk yapabildiği, inancının, kültürünün, medeniyetinin bilinen bütün insanlığa ait değerlerin ortak yolculuğunda dolaşırken, dinlerken, yerken bir şeyler bulabileceği bir kent olduğunu anlatın, çok hayati derece bir gerekliliktir. Birlik ve beraberliğimiz adına olmazsa olmaz, bizim bir yurttaş olarak bir mecburiyetimizdir. Çünkü Diyarbakır’ın birlikteliğimizde ve geleceğe doğru kutlu yürüyüşümüzde belirleyici bir rolü vardır. inşallah bu büyük devlet ve millet kıyamete kadar bir ve beraber olarak yoluna devam edecektir ve bu büyük yürüyüşünde de gelecek her gün güçlenerek bölgesinde ve dünya ölçeğinde iddiasıyla bu yürüyüşünü sürdürecektir. Bunun en büyük şahidi şehadetleri ile bu sahip olduklarımıza, bize emanet edilen şehitlerimizdir. Rabbim tüm şehitlerimizden razı olsun, onların şehadetleri ve manevi huzurlarında hepimize düşen vazife de bu olsun. Bu noktada 2. paylaşacağım konu ki çok önemli bir konu hepinizin sorumluluk alanı eğitim ve teknik eğitim. Değerli kardeşim yüzde 60 hedefinden bahsetti şüphesiz sayısal hedefler bir erektir. Ama nicelik niteliğe dönmezse bu sürdürebilir bir derinlikle buluşmazsa istediğimiz amacı elde etmek için de yetersizdir. Bakınız bugün dünyada en değerli şey bilimsel bilgi,  ontolojik anlamda bilgiyi şüphesiz hedeflemelisiniz ama somut anlamda test edilmiş bir bilgiyle amel etmelisiniz. Bilgi menkulse, menkıbeyse, intikalse anlamlı değildir bilimsel bilgi test edilmiş bir bilgi üzerine hem işlem, hem de gelecek tesis etmelisiniz. Bilgi çağı diyoruz bilgi ekonomisi de demeye başladık az söyledik ama şimdi o, bugün bilgiyi kullanan ve bilgiyle ile oluşan şirketler üretime dayalı şirketlerinin hepsinin tozunu arttırdı. Bugün dünyanın en büyük ilk 5 ki bir tanesi yaklaşık 20 ülkenin Gayri safi milli hasılasından fazla isimlerini söylemeyelim. Biz dua edelim bizden de bir şirketler bu yolda gelişsin artık bakın 5 şirket dünyanın yüzde 20 Gayri safi milli hasılasından fazla ve bunların hepsi bilgi şirketi.    Yıllardır söylüyorum bu büyük ülke ve millet artık bilgi çağının akıllı ürünlerini akılsızca kullanan ve tüketen olmamalı. Aklını kullanarak kendi aklıyla de üreten olmalı 2000 ile 2018 arası sırf hepinizin ve benim de şuraya koymuşlar bu ürünlere verilen harcama 25 milyar dolar sırf cep telefonu ithalatına bu ülkenin verdiği rakam. net cari açık, net ithalat,   bunu da üreten, bunu da oluşturan bir akıl değil mi? akıl nimet olarak her insana ve tüm insanlığa dağıtılmıştır eşit ama aklı kullanabilmek bir maharettir ve eğitimdir, onu siz belirleyeceksiniz. Hiç öğle maddi altyapı yetersizliğiyle de bahanemiz kalmadı. Ne Üniversitesi'nde, ne meslek lisesinde inanç ve idealle, doğru yöntemle ve ortak bir gayretle elde edilemez hiçbir hedef yoktur. Bakınız kendi yönetim pratiğimde son 16 yıllık Valilik görev sürem içerisinde ve ondan önce de 16 yıllık kaymakamlığımda toplam 32 da millet ve devlet hizmetinde ölçekleri ilçe veya il boyutunda hangi modellemede hangi ortak payda ve gayretle mesele yaklaştıksa sonuç aldık. Bu size bağlı çünkü bilin ki bu büyük mesuliyet bakın siz seçilmişlersiniz ve belirleyenlersiniz bir milli eğitim müdürüm söyledi. Okul müdürdür dedi, doğru okul müdürdür, öğretmen bir sınıftır her çocuk bir dünyadır. Ne dünyalar var kaçırdığımız de dünyalar var göz ardı yaptığımız bunun vicdanı mesuliyeti de size aittir. Bunu böyle görmek lazım ve bu doğrultuda meseleye bakmak lazım. Öğretmenlik ve topluma hizmet bir sevda işidir. Evet, bir bürokratik formu var, kadromuz var, statünüz var, ona göre özlükleriniz var ama bilin ki bu meslek hele hele öğretmenlik ve eğitim, toplumu eğitmek ve eğitmenlik bir müthiş idealizm içermelidir.   Bir sevdaya dönüşmelidir. O sevda da topluma da bir gelecek ifade etmektedir. Şimdi bugün hepimiz ve hepiniz bir öğretmenin eseriyiz. Bizi biz yapanların çok büyük bir kısmını evet anne babamız çevremizde var ama öğretmenimizden edinmekteyiz. Evet şimdi sizlerde birilerini oluşturan birilerini kişilikle kimlikle buluşturansınız.   O zaman arkadaşlar dönecek işimize ve sevda gibi göreceğimiz bu meselemize bilineni tekrar etmek değil yeniye yelken açmak gerekir. Evet, iyiyi tekrar etmek iyidir mecellenin hükmüdür. Ama artık bir şey getirmediği ve bizim içinde bir değer üretmediği belli olan tekrardan da fayda ve ısrar etmemek gerekir. metodolojik olarak ne öğretildi ayrı konu ama her birinizin çok zenginlik katacağına inanıyorum isterseniz, istemek lazım. Birinci eylem istemek kalben içten sonradan şüphesiz elimizden gelen gayreti göstermek, fark oluşur net.  Çok açıktır bunu istiyoruz, hele hele Teknik ve Mesleki Eğitim bakın yaklaşık 10 yıl önce Mersin'deyken sanayicilere oturduk konuşuyoruz, en son onların derdi bu yanda, bizim meselemiz bu yanda nasıl birleştireceğiz, buluşturacağız sorumsuda ortada Sanayi ara eleman istiyor, nitelikli eleman istiyor, bize okulu bitirenler iş istiyor bu böyle sürüp gidiyor. O günkü Sayın Bakanımıza gittim Mersin görev süresinin 1. Yılı gibi hemen hemen dedim ki efendim bir okul açacağız biz. nasıl bir okul bu sanayinin içinde olacak bir okul ama binası olmayacak bir beton yapısı olmayacak zaten olmaması gerekiyor, Sabah akşam ders saatleri çok olmayacak, ne olacak hayatın içinde, üretim yapanın yanı başında, tezgahın hemen adeta ustasıyla birlikte karşısında kokusunu alacak fabrikanın, dönen makinelerinin sesini duyacak kısacası o sistemin ve prosesin parçası olacak. İşte liseden, ortaokuldan itibaren de böyle gelecek, uygulamalı gelecek, teknolojik olarak en yeni görecek, bir kere zaten bizim yıllardır kendi teknik eğitim altyapımızı yenileme çabamız beyhudedir. bu biz işimize değildir. bir insan yetiştirmeliyiz teknik altyapı da uygulama eğitimini vermeye iddiası üretimin ikizini öğretmektir bu hem maliyet açısından hem sürdürülebilirlik açısından beyhude bir meseledir. Ha öbür tarafta üretimi yapanlar rekabeti şüphesiz ve rekabete dayalı üretimi ayakta tutabilmek için en yeni teknolojiyi kullanmak zorundadır. Ama bir ister istemez yetişemediğimiz için teknolojinin gittiği yerin çok gerisindeki bir altyapı ve teknik malzemeler de bugünkü üretim modellemesini ve teknolojisini anlatmaya kalkarsak çok geride kalan ve mezun etmemize rağmen mezun ettiğimizde bırakın öğrenciyi, eğiten öğretmenimizin bile çağın ve öğretim teknolojisinin gerisinde kalan bir çıkmazın içine düşüyoruz doğru mu? niye biz bu alanda altyapıyla uğraşalım ve fiziksel donanımdan kaynak kullanalım. Tam aksine insan yetiştirme anlamında kaynaklarımızı maksimum kullanıp üretimle buluşturalım. bu bugünkü meslek liselerinin ilk modeli, belki ilk örneği Mersin'de organize bölgesi içinde kuruldu Sayın Bakanım o gün teşekkür ediyorum bize güvenine çünkü prosedür ve teknik altyapı ve mevzuat yeterli değildi. Bugünkü gibi bölüm başına ücret falan da söz konusu değildi ama müthiş bir model çıktı OSB lerde Kocaeli'nde bunu zenginleştirdik. Her OSB ye transferi ve buluşmayı artırdık. Sonra hakikatten konunun sevdalısı benimde çok takip ettiğim arkadaşımız, genel müdürümüz Gülay'ın gayretiyle tematik liseler,     Kocaeli ‘yede bunlardan bir tanesini de aldık derken bak doğru yoldayız. Ama arkadaşlar biz ne yaparsak yapalım Kaptan Köşkü'nde sizler varsınız, siz belirleyeceksiniz, sallanan her ne olursa olsun sonuca Siz dönüştüreceksiniz şüphesiz hepiniz bu vatanın evladı, eğitim ordusunun bir neferi, her şeyden önce bir babası, annesi ve her bir sorunu vicdanın da hisseden her birinize güvendiğimiz değerli bir eğitim yöneticisisiniz. bu anlamda buluşmayı anlamı buluyorum, lütfen çevrenize kaymakamlarınızla, valinizle, ulaşabildiğiniz her düzeyde yeni önerileriniz ve düşüncelerinizi de meseleye yaklaşın. her bir okulumuz inovatif gelişmenin marka patent sürecini hazırlayan bir merkez iddiasını, yeni buluşların, yeni icatların, merkezi olsun. icat çıkarmayın denilerek büyütülen bir neslin icat çıkartan ahfadı olun. Bunu bekliyorum sizden.  Hassaten ve hususen Bir valiniz olarak değil, Belki bu meseleyi dertlenen, eğitime çok çok önem farklı açıdan değer veren bir bakışın temsilcisi olarak. Evet, sizlere dönüş yolunda sağlıklı hayırlı bir yolculuk ve sevdiklerinize güvenle kavuşmanızı diliyorum. Diyarbakır'a ikinci ve üçüncü geleceklere Sevgili hocanın başta yarattığı mütereddit bir tutum varsa bunun değişmesi ve Diyarbakır gelinmesi anlamında da başta temsilci olmanızı diliyorum. Çünkü Diyarbakır'a gelmek geleceğe doğru birlikte yürümenin çok önemli bir adımıdır. Sizlerde bu adım attınız. Sağlıklı kalın her birinize hem özel hayatınızda, hem de devlet hayatınızda başarılar diliyorum Her şey gönlünüzce olsun. Allah hepinizin ve milletimizin yar ve yardımcısı olsun” dedi.

 

Konuşmanın ardından sertifika almaya hak kazanan okul müdürleri ile bir araya gelen, onlara sertifikalarını takdim eden Güzeloğlu kursiyerlere hediye vererek onlara başarılar diledi.